13.11.2017 – Journo / Burcu Karakaş
Çocuk cezaevi gerçeği (4): Devlet güvencesinde nasıl hayatını kaybetti?
Cezaevlerinde 2009 yılından 2017’nin Mart ayına kadar 18 çocuk hayatını kaybetti. Bazısı intihar olarak kayda geçen cezaevindeki şüpheli çocuk ölümleri, cezasızlık tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Aileler, hayatını kaybeden çocuklarının ardından hukuk mücadelesi verseler dahi açılan soruşturmalar takipsizlikle sonuçlanabiliyor. Yargı kanadı bir yana, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum (CİSST) Derneği’nin Kasım 2015-Haziran 2017 tarihleri arasında çocuk mahkûmlara ilişkin yaptığı 68 bilgi edinme başvurusunun 42’si cevapsız kalması da cezasızlık pratiğinin bir parçası olarak karşımıza çıkıyor.
İntihara takipsizlik gerekçesi: Delil yok
Trabzon E Tipi Kapalı Cezaevi’nde Emirhan Nas, demir parmaklıklar arasında hayatını kaybeden çocuklardan biri. Emirhan, 10 Kasım 2015 tarihinde intihar ederek hayatını kaybetti. Tutuklanmadan intihar girişiminde bulunmuştu ve psikolojik tedavi görüyordu. Nas’ın ölümünden sonra, kamera görüntülerinde intihar anının kayıt altında olmadığı, çocuğun intiharı sırasında cezaevinde görevli personel bulunmadığı iddia edildi. Savcılık, Nas’ın intiharına ilişkin olaya takipsizlik verdi. Gerekçede, “Ölenin intihara yönlendirildiğine dair herhangi bir delil elde edilemedi” ifadeleri yer aldı. Böylece cezaevinde kendini asarak intihar eden Emirhan’ın ölümü cezasız kaldı.
“Gardiyan, müdür, hepsi sorumludur”
Seyit Rıza Şaran (16) ve Cegerxwin Akdeniz (17), 28 Eylül 2016 tarihinde Şırnak T Tipi Cezaevi’nde çıkan yangında hayatında kaybetti. Cegerxwin Akdeniz’in babası Atilla Akdeniz, yangın haberini ve oğlunun yangında ölen çocuklardan biri olduğunu televizyondan öğrenmiş. Sonrasında başlatılan soruşturma hakkında gizlilik kararı verildiği için bilgi alamamış:
“Dumanda boğuldukları söylendi. Yangın nasıl çıkmış? Ne olmuş? Nasıl olmuş? Neden gizlilik var? Bilmiyoruz. Ne görüntü var ne de başka bir şey.”
Kendilerine öncelikle iki çocuğun bulaşıcı hasta olduğu için ayrı bir hücreye konulduğu söylenmiş. Ancak baba Akdeniz, oğlunu ölmeden bir hafta önce duruşma salonunda SEGBİS aracılığıyla bağlandığında gördüğünü ve iyi olduğunu söylüyor:
“Mahkemeye bağlandığında gül gibi çocuktu, hiçbir şeyi yoktu. Hasta değildi. Duruşmadan bir hafta sonra oldu olay.”
Atilla Akdeniz, devletin sorumluluğunda bulunan bir kurumunda çocuğunun nasıl hayatını kaybettiğini sorguluyor. Cezaevi idaresinin yaşananlardan sorumlu olduğunu ve ailesi olarak oğlunun ölümüne ilişkin soruşturmanın peşini bırakmayacaklarını söylüyor:
“Devletin güvencesi altında nasıl oluyor yani, biz de anlayamıyoruz. Gardiyan, cezaevi müdürü, hepsi sorumludur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gideceğiz. Çocuğumuzun hakkını arayacağız.”
Yangın çıktı, dava çocuklara açıldı
Benzer bir şekilde Adana E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun çocuk koğuşunda 18 Ocak’ta çıkan yangında üç çocuk karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu yaşamını yitirdi. 13 yaşındaki çocuk mahkûm R.K. hakkında “kasten öldürme”, “kasten yaralama”, “kamu malına zarar verme” suçlarından 93 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Yangının ardından başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda, yangının koğuşta bulunan tutuklu ve hükümlü çocuklar tarafından çıkarıldığı, cezaevi idaresi ve kurum personelinin herhangi bir ihmali olmadığı ifade edilmişti.
R.K. ifadesinde, yangında hayatını kaybeden arkadaşı Muhammed’in, “Yeni bir cezaevi yapılacakmış, oraya gitmek istemiyorum. Bu odayı yakalım, o zaman sevke gideriz. Belki bizi Ankara’ya gönderirler” dediğini, odayı yakmayı teklif ettiğini, kendisinin ve arkadaşı C.’nin kabul etmediğini, Muhammed’in tavanda bulunan floresana ait elektrik kablolarından elde ettiği ısı ile elindeki kağıdı tutuşturduğunu, ateş çoğalınca hep birlikte ateşi söndürmeye çalıştıklarını ancak başaramadıklarını söyledi.
Onarıcı adaletin önemi
İlk bölümünde yer verdiğimiz ismini vermek istemeyen sosyal hizmet uzmanının neden çocuk cezaevlerinin kapatılması gerektiğine açıklık getiren ifadeleriyle yazı dizimizi noktalayalım:
“Eğer bir şeyler değişecekse onarıcı adaletle başlanmalı. İçeri kapatıyorsunuz ve hiçbir şey vermiyorsunuz. Bu çocuk olduğu zaman, geri dönüşümü çok daha zor oluyor. Çünkü o çocuk bir kez cezaevine girdiğinde bir kez daha girecek demektir. Başka alternatifi yok. Çocuk suça sürüklenmeden müdahale etmek lazım. Geri dönüşü olmayan hasarlar veriyorsunuz. Hiçbir zaman çocukların bir kapalı kurum içine dahil edilmemesi gerekiyor.”
Bir cevap yazın